|
MANİLER
Erzincan
yöresinde otuz kırk sene önceleri,köylerde imece usulü tarlalarda
çalışılırken,kış hazırlığı olarak elma,armud,üzüm,hevengi bağlanırken,elma
armud soyması yapılırken,genç kızlar bir araya toplanırlarmış
Bu toplantı sırasında hem o evin işine yardım ederler,hem de kendi
aralarında hoşça vakit geçirmek için mani söylerlermiş.
Söylenen manilerden bazıları :
Ahan suya ah demem
Kem talihe vah demem
Mısır sultanı olsan
Burun büküp şah demem
Ak gelin allı gelin
Her yanı pullu gelin
Neden yolda durursun
Kocan asker mi gelin
Ala çıkalım oğlan
Yola çıkalım oğlan
Bu yol bize gelmedi
Yolu yakalım oğlan
Al altın sendedir
Zinciri de bendedir
Dünya dolu yar olsa
Yine gönlüm sendedir
Al iplik yeşil iplik
Çayıra kondu keklik
Ben böyle bilmezdim
Zor imiş hasiretlik
Altın ibrik şan verir
Kız kapıya yan verir
Oğlan kızın derdinde
Ayak üstü can verir
Amanın güzel dere
Nere gidersin nere
Canım su götür beni
Yarin gittiği yere
Arı dızılayanda
Ciğer sızılayanda
Ararım nerde bulam
Gönlüm arzulayanda
Armut dalda atılır
Güzel olan satılır
Vay çirkinin başına
Bir gün ölür kurtulur
Armut dalda dal yerde
Bülbül öter her yerde
Felek ayırdı bizi
Her birimiz her yerde
Arpa biçtim az kaldı
Kamış biçtim saz kaldı
Dua edin komşular
Kavuşmaya az kaldı
Ata üzengi gerek
Yiğide bezengi gerek
Yari kıvrak olana
Bir köçek bir çengi gerek
Aşığım sazım yoktur
Kalbe saplanan oktur
Ah bugünkü günler
Aşıklar ne de çoktur
Ay akşamdan ışıktır
Yüküm dolu kaşıktır
Sen patla kocakarı
Oğlum bana aşıktır
Ay doğar ahırı
Yüklediler bahırı
Gam çekme deli gönül
Sen benimsin ahırı
Ay doğar ayazlanır
Gün doğar beyazlanır
Şu benim nazlı yarim
Hem güler hem nazlanır
Ay doğar bedir Allah
Bu sevda nedir Allah
Ya benim muradım ver
Ya da sabır ver Allah
Bacada yatan oğlan
Gömleği keten oğlan
Nişanlın el almış
Habersiz yatan oğlan
Bacalarda kuru lövlez
Üstümüz cıngır ayaz
Kurban olduğum Mevla
Güzeli güzele yaz
Baharın gülü gibi
Gezerim deli gibi
Yardan bir gohu geliy
Erzincan gülü gibi
Bahçede iğdemidir
Dalları yerde midir
Her gördüğün seversin
Sende ki midemidir
Bahçelerde bal kabak
Açılır tabak tabak
Beni beğenip almadın
Aldığın kabağa bak
Bahçelerde pıtırak
Gelsin yarim oturak
Bir sen söyle bir de ben
Bu sevdadan kurtulak
Ben bir uzun kamışam
Kapına dayanmışam
İster al ister alma
Alnına yazılmışam
Benim yarim doğandır
Dağda keklik kovandır
Elinde gümüş kalem
Askerde pehlivandır
Bir at bindim başı yok
Bir çay geçtim taşı yok
Burada bir garip ölmüş
Ağlayacak kardeşi yok
Bu dağı aşam dedim
Aşam dolaşam dedim
Bir vefasız kız için
Ellere paşam dedim
Bu dağın ardı meşe
Gün aşa gölge düşe
Beni yardan ayıran
Dermansız derde düşe
Bu dağlar meşe dağlar
Çiçeği taze dağlar
Ben buraya gül ektim
Yar gele geze dağlar
Bu dağlar olmasaydı
Çiçeği solmasaydı
Ölüm Allahın emri
Ayrılık olmasaydı
Bu derenin geveni
Oğlan gönder deveni
Şahdan emir yolladılar
Alsın seven seveni
Bülbülem güle karşı
Gözyaşım sele karşı
İçin için ağlarım
Gülerim ele karşı
Cebimde kara üzüm
Sevdiğim iki gözüm
Senden başka seversem
Kör olsun benim gözüm
Ceviz başı beklerim
Ah benim emeklerim
Yar aklıma geldikçe
Sızılar kemiklerim
Çalarım kaval ötmez
Yeri kır davar tutmaz
Komşumun kızı güzel
Param yok gücüm yetmez
Çay aşağı bağlarım
Ufacıktan ağlarım
Deseler yarin geliy
Koçu kurban bağlarım
Çiçek açar bağları
Ne ağlarsın sağları
Benim kuzum sağ olaydı
Aşaydı bu dağları
Çift biter çiçekler
Gelmişler gidecekler
Öyle bir gün olur ki
Pege girmez inekler
Dağdan kestim değenek
Dalları benek benek
Bunca güzel içinde
Hangisini beğenek
Dağdan kestim kereste
Kuş besledim kafeste
Dediler yarin geliy
Kavuştum son nefeste
Dağlar dağladı beni
Duyan ağladı beni
Çarkı dönecek felek
Sarpa bağladı beni
Dağlar senden ırandım
Yolum düştü uğradım
Yıkılacak dağlardan
Alamadım muradım
Dağlar sen ne ağlarsın
Kardan kemer bağlarsın
Mor sende sümbül sende
Sen ne diye ağlarsın
Değirmenin bendine
Döner kendi kendine
Hakikatlı yar olsa
Gelir kendi kendine
Değirmen üstü çiçek
Orak getirin biçek
Ben yarimi tanırım
Orta boylu mor çiçek
Duman bastı dağlara
Yayıldı ovalara
Ela gözlü sevdiğim
Geldi mi buralara
Dumandır yayla başı
Hilaldır yarin kaşı
O yar benim olmazsa
Yıkarım dağı taşı
Duvarda eleğim var
İçinde meleğim var
Suya giden sarı kız
Sana bir dileğim var
Ekin ektim dik bitti
Dibine bülbül öttü
Ötme bülbülüm ötme
Yarim gurbete gitti
Elindeki altın mıdır
Bıyıkların tel midir
Buradan bir atlı geçti
Bey midir el midir
Elinden nara değin
Gidin o yare deyin
O yar benim değilse
Bahtıma kara deyin
Elma yanak al yanak
Şimdi gelir bir salak
Hadi beni almadın
Hele aldığın kıza bak
Eriçin altı bağlar
İndim bir gelin ağlar
Al gelini vurmuş
Murat alacak çağlar
Erzinanda bir kuş var
Kanadında gümüş var
Gitti ibiş gelmedi
Ecep bunda bir iş var
Erzincan düze gider
Dağ boyu süze gider
Yar yolunu şaşırmış
İnşallah bize gider
Erzincan elinizde
Kurtulam dilinizden
Yeşil başlı ördek olsam
Su içmem gölünüzden
Erzincan evrülesin
Çarh ola çevrülesin
Yar içinden çıkandan
Kökünden devrülesen
Gel beri hacı gardaş
Başımın tacı gardaş
Mevlam o gün ederse
Kavuşak bacı gardaş
Gelin düşmüş yaşmağın
Uludur keşiş dağın
Her yer virane olmuş
Hanıya üzüm bağların
Giderim gabanlara
Kuş konmuş yabanlara
İtirmişem yarimi
Sorarım çobanlara
Gittim pınar başına
Destan yazdım taşına
Giden okusun
Neler geldi başıma
Gökte uçan tayyare
Kanadı gümüş müdür
Ben sevem eller ala
Mevlam buyurmuştur
Gökte yıldız bir sıra
Yarim gitti Mısıra
Yarim keklik ben şahin
Giderim ardı sıra
Gökte yıldız ellidir
Ellisi de bellidir
Bugün ben yari gördüm
Yüzü çifte benlidir
Gökte yıldız helene
Kurban olam gelene
Dört kitap kerim olsun
İkrarından dönene
Hey ikindi ikindi
Gün bacada dikildi
Herkesin yari geldi
Hani bizim kör tilki
Irafa fincan koydum
İçine mercan koydum
Kaynanamın adını
Kuyruklu sıçan koydum
Işkın gibi uzadım
Yar yolunu gözledim
Eşin yok menendin yok
Sen kime benzedin
İbrik almış eline
Su dökmemiş koluna
Sabah çisesi çökmüş
Perçeminin teline
İncir çayırda biter
Yılan bağdatta öter
Sallanma itin oğlu
Cahilem aklım gider
İstanbulda dervişler
Kolu kola vermişler
Uzun boylu yarime
Kısa boylu demişler
İstanbul kurun başı
Yıkılsın dağı taşı
Ben gurbete gönderdim
Hem yari hem gardaşı
İstanbul merdin merdin
Kim bilir kimin derdin
Deniz mürekkep olsa
Yazılmaz benim derdim
İstanbul murayı
Satın aldın orayı
İğitliğin seversen
Bir sıla et burayı
Kahve pişer taşmaz mı
Yol gediği aşmaz mı
Kurban olduğum Mevlam
Ayrılan kavuşmaz mı
Kahveyi pişirdim ben
Pişirdim taşırdım ben
Kahve diye yarime
Göz yaşım içirdim ben
Kalede taş olaydım
Gözünde yaş olaydım
O yar bize gelende
Sofrada aş olaydım
Kale kaleye karşı
Kalenin dibi çarşı
Öyle bir yar sevmişem
Yedi düvele karşı
Kara koyun ak koyun
Çık gedikten bak koyun
Memelerin süt dolmuş
Küleğe yanaş koyun
Kara koyun meler gelir
Dağı taşar deler gelir
Annesinden ayrılanın
Gör başına neler gelir
Karanfil deste gelir
Kokusu dosta gider
Sevdiğini görmeyen
Evine hasta gider
Kara tren kalktı gider
Vagonunu taktı gider
Şoför gözün kör olsun
Yarimi aldı gider
Karınca toplar darı
Bal yapar durmaz arı
Sen de bunlara bakıp
İbret alsana bari
Karşıda durma yiğit
Bıyığın burma yiğit
Beni sana vermezler
Ah çekip durma yiğit
Karşıdan gel karşıdan
Bizim bağın başından
Ne sen oradan eksik ol
Ne ben köşe başından
Karşıdan gel göreyim
El uzat gül vereyim
Aramızda karlı dağlar
Seni nerde göreyim
Kaşların karasına
Mil olam arasına
Seni melhem etsinler
Yüreğimin yarasına
Kaşların keman senin
Elinden aman senin
Sen
olmuşsun mecnun
Haniya leylan senin
Kaşların yay ederem
Yükümü tay ederem
Yar aklıma gelende
Aklımı zay ederim
Kavak senden uzun yok
Dallarında üzüm yok
İtin gavurun oğlu
Benim sende gözüm yok
Kır ata binemedim
Bir murat alamadım
Cümle kuş murat aldı
Kuş kadar olamadım
Kaynanam kara mesli
Beni oğluna kesti
Kesti kesti neyledi
Yine bağrına bastı
Kırmızı gülün mili
Gel öğren bizim dili
Bizim diller yahşıdur
Eyler garip bülbülü
Keran üstü keran
Kerana konmuş ceylan
Sen buradan gideli
Buralar oldu viran
Köyün yolu darmıdır
Minaresi varmıdır
Eller almış yarini
Acep aslı varmıdır
Küp içinde gendime
Mayilem efendime
Yarim küçük ben küçük
Uydurmuşam kendime
Mani mani hor mani
Çukurda koydun beni
Yiğitliğin bu muydu
Aç kurda verdi beni
Mani söyler coşarım
Deniz gibi taşarım
Kimseye zararım yok
İnsan gibi yaşarım
Maydanoz ot değil mi
Yaprağı dört değil mi
Erzincandan ayrılmak
Bizlere dert değimli
Mektubun gülü vardır
Aşığın derdi vardır
Çok söyleme kaynana
Dünyada ölüm vardır
Mektup yazdım karadan
Dağlar kalksın aradan
Yari bana kavuştur
Yeri göğü yaradan
Mektup yazdım kış idi
Kalemim gümüş idi
Daha çok yazacaktım
Yüreğim yanmış idi
Mendili işle yolla
Başını gümüşle yolla
İçine bir elma koy
Birini dişle yolla
Mendilim benek benek
Ortası çarkıfelek
Bıldır bele geçürdük
Kışın ayırdı felek
Mercimek kile kile
Ölçerim sile sile
Aldılar yarim elimden
Yüzüme güle güle
Meşeden kestim massa
Karanfil koydum tasa
Öyle bir yar sevmişem
Azıcık boydan kısa
Mor koyunun kuzusuna
Kan kaynar bazı sıra
Ben deyim ben ağlıyam
Anlımın yazısına
Mor koyun meler gelir
Dağları deler gelir
Anasız kuzuların
Başına neler gelir
Nahırın önü geldi
Çimenin göğü geldi
Geri durun ağalar
Köyümün beyi geldi
Ne bakarsın delikten
Payım verem erikten
Ne bıktım ne usandım
Senin gibi ferikten
Ocağa attım sacı
Ayrılık ondan acı
Kalsın dağlar aradan
Kavuşak iki bacı
Öyle oldu ikindi
Gözüm yola dikildi
Gözledim yarim gelmedi
İnce belim büküldü
Öğüt öğüte benzer
Söğüt söğüte benzer
Sevda neşeli şeydir
Neşesi derde benzer
Öksüzem yüzüm gülmez
Dertliyem kimse bilmez
Göz göz olan yaramı
Kapattım kimse bilmez
Ördeğim yazım benim
Ötmüyor sazım benim
Harmana kar yağmış
Gelmiyor yazım benim
Pınar başı pıtırak
Gel aşağı oturak
Bir sen söyle bir de ben
Bu sevdadan kurtularak
Sabahtan al üstüne
Tabakta bal üstüne
Bir tane türkü dedim
O da yar üstüne
Salladım indim bağa
Başım değdi yaprağa
Dedim bir murad alam
Tez koydular toprağa
Sandığa sıra dizdim
Ümidi yardan üzdüm
Ben ümit bilmezdim
Elin dilinden bezdim
Sarı yazma bağlama
Ciğerimi dağlama
Ben gider tez gelirim
Ellere bel bağlama
Sepet sepet üzüm yok
Üzüm sende gözüm yok
Yarim buradan gideli
El aleme sözüm yok
Sigaramı yandurdum
Pencereye koydurdum
El oğlu benim neyim
Gül benzimi soldurdun
Sür harmanı üz ola
Tara zülfün düz ola
Doksan dokuz yarem var
Bir de sen vur yüz ola
Şeftaliyem dalım yok
Bülbül oldum yarim yok
Sen orda ben burada
Ağlamadık günüm yok
Şişede gül bozulmaz
Dert kağıda yazılmaz
Bu
Hakkın yazısıdır
Yazılanlar bozulmaz
Şu dağı şu dağa ver
Gülünü budağa ver
Eğer o yar gelirse
Ver malın sadaka ver
Tarlanın tumbu yüksek
Yükseğe pamuk eksek
Yari bana verseler
Beraber kehan etsek
Tren gelir boydan boya
İçi dolu mor boya
Bilseydim ayrılık var
Severdim doya doya
Uludur Keşiş dağı
Ak olur tere yağı
Tadına doyum olmaz
Ciminin üzüm bağı
Uzun kavaktan uçtum
Çayır çimene düştüm
Ben narin keklik idim
Bir puştun eline düştüm
Üzüm kestim yiyen yok
Nedir halin diyen yok
Bu ateşten gömleği
Benden başka giyen yok
Yaşa pınarım yaşa
Kebabım dola tasa
Ne yapacak Ayşeye
Erzincandaki paşa
Yelle mendilim yelle
Ben düştüm gurbet ele
Yeddi mendil çürüttüm
Göz yaşım sile sile
Yürüyor dağa taşa
Doğru söz gelir başa
Sen nafile üzülme
Yazılan gelir başa
KAYNAK:
ERZİNCAN MANİLERİ
RUHİ KARA
|